Yazar Fotoğrafı

Ali Osman Üçkaleler

Geç başladım yazmaya, ama anlatacak çok şey biriktirmiştim.

Ben Nasıl Yazar Oldum ?

Yazmaya aslında çok erken yaşlarda başladım. Okul yıllarımda günlük tutar, hoşuma giden sözleri ve düşünceleri defterlerime yazardım. Ama o zamanlar bunun bir gün beni kitap yazmaya götüreceğini bilmiyordum.

Hayat beni bambaşka yollara sürükledi. Uzun yıllar çalıştım, farklı işler yaptım ve matbaacılık sektöründe mücadele ettim. Babamı kaybettiğim yıllar, sağlık sorunları ve annemin uzun süren Alzheimer hastalığı hayatımın en ağır sınavları oldu.

Yıllar boyunca aklıma gelen düşünceleri, küçük hikâyeleri ve şiirleri bilgisayarımda biriktiriyordum. Fakat 2015 yılında işyerimde laptopum çalınınca bütün yazılarım kayboldu. O gün sanki yıllarca biriktirdiğim kelimeler de benden uzaklaşmış gibiydi.

Ama yazma isteği insanın içinden kolay kolay gitmiyor.

2019 yılında anlatılan bir olayda duyduğum  tek bir cümle, hayatımı değiştirdi. O cümlenin peşinden giderek ilk kitabımı yazmaya başladım. Böylece anladım ki bazı hikâyeler insanın içinde yıllarca sessizce birikir ve doğru zaman geldiğinde kelimelere dönüşür.

Biyografi

4 Mayıs 1973’te İstanbul Eyüpsultan’da doğdum. Okul yıllarımda günlük tutar, hoşuma giden sözleri ve düşünceleri defterlerime not ederdim. Yazma arzusu içimde hep vardı; ancak bir kitap yazma fikri çok daha sonra, 2019 yılında tek bir cümleden doğan ilhamla gerçek bir hayale dönüştü. İlk kitabımı da o cümlenin peşinden giderek kaleme aldım.

Hayallerimi gerçekleştirme yolunda, bir süre Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi İşletme bölümüne başladım. O yıllarda en büyük hedefim kendi işimi kurmaktı ve bu hayalin peşinden giderek bir arkadaşımla birlikte matbaacılık işine atıldım.

Tam da matbaacılığa yeni başladığım yıllarda hayatımın en zor dönemlerinden biriyle karşılaştım. Kronik bir sağlık sorunu yaşamaya başladım ve uzun süre tedavi görmek zorunda kaldım. Aynı dönemde babamı da kaybettim. Sağlık süreci, iş hayatının zorlukları ve babamın vefatı aynı yıllara denk gelince eğitim hayatımı sürdürmek de mümkün olmadı ve üniversiteyi bırakmak zorunda kaldım. İyileşme sürecimin ardından yeniden matbaacılığa yöneldim.

2010’lu yılların başında ve öncesinde Türkiye’nin önde gelen gazetelerinden bazıları için hafta sonları çocuklara yönelik “kes-yapıştır” kâğıt oyunları ve projeleri hazırladık. O yıllarda Survivor yeni başlamış, hafıza oyunları oldukça popüler hale gelmişti. Biz de bu oyunları karton ve kâğıt formatına uyarlayarak üretmeye başladık. Çocukluğumuzda oynadığımız birçok oyunu dönemin maliyetlerine göre yeniden tasarlayıp pazarlamaya çalışıyorduk. Yoğun ve heyecanlı bir tempoydu; bazen hazırladığımız on projeden sadece ikisi ilgi görüyordu ama bu üretim süreci birkaç yıl boyunca büyük bir enerjiyle devam etti.

Bu yıllarda bir yandan şiirler ve kısa metinler yazıyor, aklıma gelen düşünceleri bilgisayarımda biriktiriyordum. Ne var ki 2015 yılında işyerimde laptopum çalınınca bütün yazılarım, şiirlerim ve notlarım da kayboldu.

2013 yılında bir nedenle hayatımda ani bir karar vererek İstanbul’dan ayrıldım ve Bodrum’a yerleştim. Uzun bir süre orada yaşadım. Hâlâ koyu bir Bodrum aşığıyım; o şehrin denizi, havası ve sakinliği bana her zaman iyi gelir. Daha sonra yeniden İstanbul’a döndüm.

2011 yılında annem Alzheimer hastalığına yakalandı. Başlarda hastalığın ne olduğunu tam kavrayamamıştık. Zamanla ilerledikçe durumun ciddiyetini daha derinden hissettik. Hastalık ilerledikçe bizi tanımaz hale geldi ve kendi ihtiyaçlarını karşılayamaz oldu.

Annem bu hastalıkla 14 yıl boyunca mücadele etti. Hastalığın son dönemleri özel bir bakım evinde geçti ve süreç hem duygusal hem de maddi olarak oldukça ağırdı. Onun sağlığına kavuşması için elimden geleni yapmak istedim ve yıllar boyunca biriktirdiğim neredeyse her şeyi bu umutla harcadım. İçimde hep bir mucizenin gerçekleşeceğine dair inanç vardı.

Bu zor ve öğretici süreçte Alzheimer hastalığı üzerine çok sayıda araştırma yaptım, makaleleri ve haberleri yakından takip ettim. Yaşadıklarımız, hastalığın insana ve ailesine neler yaşattığını daha iyi anlamamı sağladı.

İlk kitabımda yer alan Dedektif Mukbil karakterinin annesinin hastalığı ve yoğun bakımda yaşanan kritik karar anları, büyük ölçüde kendi yaşadığım duygulardan ve çaresizlik anlarından esinlenmiştir. O sayfaları yazarken aslında kendi içimdeki yarayla da yeniden yüzleşiyordum.

Pandemi yıllarına kadar matbaacılık işine devam ettim. Pandemiden sonra ise kendimi emekliye ayırdım ve uzun zamandır içimde biriken yazma tutkusuna daha fazla zaman ayırmaya başladım.